Titreyen resimlerle hafıza kartını çıkardım. Küçük bir plastik parça. Ama o an benim için dört katlı evden bile değerliydi.
Murat'ın eve dönüşüne iki saat vardı.
Normalde o geldiğinde Elif yürüyor, gözleri şişmiş, sesi kırık şekilde “annen yine beni suçladı” derdi. Murat arada kalır, başını iki eli alır, ben de üzüldüm üzülmesin diye susardım.
Ama o gün sus bozdum.
Saat buçuğa doğru kapı açıldı.
“Anne?”
Murat'ın sesi yorgundu. Bavulunu içeri çekti. Üzerindeki yol sınırlarının, içinde o bilginin iyi niyeti vardı. Onu içindeki içim parçalandı. Çünkü bazı çocukların anneleri büyür, dünyayı kandırır. Murat da öyleydi.
“Buradayım çocuğum,” dedim.
Depodan form.
Murat koşup yanıma geldi.
"Anne neden buradasın? Elif nerede? Ev neden böyle?"
“Gülnaz Hanım tedavi gördü.”
Murat'ın yüzü dondu.
“Ne? Nasıl?”
“Çorba içerken fenalaştı.”
“Ne?”
“Benim çorbam.”
Bir sessizlik oldu. Murat gözlerini kaçırdı. O bile artık bir yanlışın yanlış olduğunu hissediyordu ama insan sevdiği kişiyle ilgili gerçeği anlamak için küçük bir mahkemede kurulur, bütün delilleri sürekli erteler.
“Anne” dedi, “ne demek benim çorbam?”
“Otur çocukları.”
“Anne, korkutma beni.”
“Otur Murat.”
Sesim öğretmenlik yıllarımdaki gibidir. Sınıfta gürültü eden kırk çocuğunu susturan o ses. Murat çocukluğundan beri sesi bilirdi. Hemen sandalyeye oturdu.
Ben bastonumu kenara ayıramam.
Daha sonra, pencere sütunu ve hafıza kartını ekrana koydum.
Murat gözlük büyüttü.
“Anne…”
“Ben kör değilim.”
Benzeri örneklerin havası çekildi.
Murat'ın parçaları aralandı ama konuşamadı.
“Ben kör değilim çocuğum,” dedim. "Kör gibi yaptım. Çünkü senin karının beni nasıl öğrenmek istedim. İnsanların söylediklerine inanmayabilir. Ama görüntüye inanıyorum diye düşündüm."
Murat sandalyesinden çıktı.
“Sen… sen beni kandırdın mı?”
“Evet.”
Bu benim.
“Anne, ben sana şimdi nasıl inanacağım?”
Bu soru beni vurdu. Haklıydı. Ben de yalan söylemiştim. Ama bazı yalanlar kapıyı açar, bazı yalanlar insanın mezara çıkarır. İkisini aynı kefeye koymak da ancak insanların icadı olabilir. Gerçekten harika bir türüz.
“Bana inanıyorum” dedim. “Kendi gözlerine inan.”
Hafıza kartını eski dizüstü bilgisayara taktım. Bilgisayar yavaş açıldı. Murat sabırsızca ekranda karşımıza çıkan sorunlarla karşı karşıyadır.
İlk görüntü geldi.
Koridor.
Elif'in raptiyeleri yere serdiği an.
Murat'ın yüzü bir anda değişti.
“Bu ne?”
Cevap ver.
Görüntü devam etti. Ben kör gibi yürüdüm. Raptiyelere bastım. Kanım aktı. Elif önce bekledi, sonra gelip “Murat düşürmüş” diye yalan söyledi.
Murat'ın saçlarına götürdü.
“…”
Sonraki görüntü.
Mutfak.
Elif ve Gülnaz Hanım deniz ürünleri yerken bana bayat çorba veriyordu. Ses kayıtlarında da vardı. Elif'in “Murat'ın verdiği o yaşlıya yedirecekler” dediği net bir şekilde duyuldu.