2 kız çocuğu doğurduğum için

Eşimin o akşam söylediği sözler, yıllarca unutamayacağım bir yaranın başlangıcı oldu.

“Bana erkek çocuk bile veremedin. İki kız doğurdun, hepsi bu. Ben soyumu devam ettirecek bir oğul istiyorum.”

Karşımda duran adam, on iki yıllık eşim Ahmet’ti. Bir zamanlar elimi tutup “Seninle iki çocuğumuz olsun, dünyanın en mutlu ailesi oluruz,” diyen adam şimdi gözlerimin içine bakarak beni yetersiz olmakla suçluyordu.

İki kızımız, Elif ve Mina, odalarının kapısının arkasından bizi dinliyordu. Seslerini duymuyordum ama ağladıklarını biliyordum. İçimde bir şey koptu.

“Yani sırf çocuklarımız kız olduğu için mi bizi bırakacaksın?” diye sordum.

Ahmet omuz silkti.

“Ben oğul istiyorum. Bunu anlamak bu kadar zor mu?”

O gece hiç uyumadım. Sabah olduğunda Ahmet bavulunu hazırlayıp annesinin evine gitti. Gitmeden önce de boşanma davasını açacağını söyledi.

Fakat asıl şaşkınlığı birkaç gün sonra yaşadım.

Avukatı aracılığıyla gönderdiği belgelerde, evimizin ve birikimlerimizin büyük bölümünde hak iddia ediyordu. Üstelik kızlarımızın masraflarını da mümkün olduğunca azaltmak için türlü bahaneler öne sürüyordu.

Sanki yalnızca eşinden değil, çocuklarından da kaçıyordu.

Ben ise ilk kez onun karşısında ağlamadım.

Aksine sessizce çalışmaya başladım.

Yıllar önce biriktirdiğim küçük tasarımları internet üzerinden satmaya başladım. Gece herkes uyuduktan sonra bilgisayarın başına geçiyor, sabah kızlarıma kahvaltı hazırlıyordum. Günler geçtikçe işlerim büyüdü. İlk kez kendi paramı kazanmanın verdiği güç, bana Ahmet’in yokluğundan çok daha değerli bir şey öğretti: Ona ihtiyacım olmadığını.

Ama asıl sürpriz daha sonra ortaya çıktı.

Bir gün eski bir çekmeceyi düzenlerken, Ahmet’in yıllar önce imzaladığı bazı belgeleri buldum. Belgelerde, evlilikten önce kurduğumuz küçük şirketin ortaklık yapısı yazıyordu. Ben şirkete maddi olarak katkı sağlamıştım ama bunu hiçbir zaman önemsememiştim. Ahmet ise yıllar boyunca şirketin büyümesini tek başına kendi başarısı gibi göstermişti.

Belgeleri avukatıma götürdüğümde yüzü değişti.

“Bunlar önemli,” dedi. “Sakın karşı tarafa bundan bahsetmeyin.”

İlk kez Ahmet’in beni gerçekten tanımadığını düşündüm.

Boşanma sürecinde onun ailesi sürekli üzerime geldi. “Bir erkek çocuk veremediğin için Ahmet’in yeniden evlenmesi normal,” diyorlardı....devamı diğer sayfada
Reklamlar