Burcu sadece başını sallayabildi. Gözlerinden akan yaşlar, kaybettiği o sahte savaşın tesciliydi.
Apartmandan dışarı çıktığımda Ege’nin o ılık rüzgarı yüzümü yaladı. Arabada beni bekleyen Mehmet’in yanına oturdum. Mehmet endişeyle yüzüme baktı, elimi tuttu.
“Ne oldu Meryem?” diye sordu.
Gülümsedim. Aynadaki yansımama baktım; göz kenarlarımdaki çizgiler, yaşanmışlıklarım, gururum… Hepsi oradaydı ve hepsi çok güzeldi.
“Hiç,” dedim Mehmet’in elini daha sıkı tutarak. “Sadece, unuttuğu bir şeyi hatırlattım. Yarın torunlarımızı gezmeye götürüyoruz, hazırlık yapalım.”