Rahmetli İkiz Kardeşimin Eşiyle Evlendim… Ama Düğünden Bir Hafta Sonra Kapıma Gelen Yaşlı Adam Hayatımı Altüst Etti
Mektup, kağıdın buruşuk dokusu arasında, Elif'in o kendine has, aceleci el yazısıyla devam ediyor. Okumaya başladıkça, mutfağın sıcak havası yerinin iliklerine kadar yaşanan bir buz miktarına dayanıyordu.
"Ece" diye başlıyordu mektubu, "Murat'ın sana vereceği o 'mükemmel koca' hikayesine, hayatına ve hatta o hüzünlü bakışlarına sakınmak almaktanma.
Avukat, ben mektubu kaçırmadan hiçbir şey söylemeden, sanki bir tiyatro oyununun son perdesini izliyormuş gibi yörüngelerin dağıtılması. Satırları hızla taradım. Elif, Murat'ın aslında yirmi yıl önce, başka bir şehirde bulunduğu başka bir aileden ve o ailenin yaşadığından bahsettiğinden bahsediyordu. Murat, sadece tutan bir şey değildi; o, hayatına giren kadınların kimliklerini kendi başlarına yeniden kurgulayan bir "yok tamamlayıcıydı." Elif, mektubun son bölümünde, Murat'ın benimle evlenmeyi neden bu kadar istediğini de korkunç bir netlikle açıklamıştı: Ben, onun yarım bıraktığı bir "eski hatıra" değil, sadece ölen eşinin fiziksel ikizini kullanarak kendi suçlarını maskeleme projesiydim.
Mektubun sonunda bir adres ve bir tarih vardı. Elif, bu mektubu bana ulaştırması için avukata, benim Murat ile nikah masasına oturma şartını koşmuştu. Çünkü biliyordu; ben ancak Murat'ın "resmi" eşi olduğuda, onun evindeki tüm dosyalarına, çalışma odasındaki gizli gizli kasaya erişebilecektim.
Avukat işlemleri hafifçe öne eğildi. "İçerideki kişi, sandığınızda çok daha tehlikeli, Ece Hanım" dedi alçak bir sesle. "Bana bu kutuyu anlatıyor, Elif Hanım bana sadece bir avukat olarak değil, bir dost olarak kalmayı söylemişti: 'Eğer bir gün o akşam o adamla girerse, gerçeği öğrenildiğinde onu kurtaracak tek kişi sen kalacaksın.'"
Kapının anahtarının çevrilme sesi duyulmaması. Murat gelmişti.
Kalbim göğüs kafesimi döverken, mektubu ve yüzüğümü avucumun içine hapsettim. Murat içeri girdi. Yüzünde o günlük, huzurlu bir mutluluk vardı. "Ece, sevgilim? Neden kapının önündesin? Biri mi geldi?"
Artık ona bakıyordu Elif'in eşini değil, bir avcının tuzağındaki avı görüyordum. Ancak bir şeyi unuttuğu bir şey vardı: Elif ve ben yalnızca fiziksel olarak izlenemiyordu. Onun özgürlüğünde sarsılmaz irade ve hayatta kalma gücü, damarlarında aynı güçte akıyordu. Eğer o bir oyun kurmuşsa, ben de bu oyunun kendi kurallarımla bitirecektim gıorsele ileyn devamı sonrki sayfda....