Ertesi gün polise şikâyette bulundum. Dram yaratmak için değil, Merve benden çaldığı ve kızımla olan ilişkimi yıkmaya çalıştığı için. Ayrıca Merve kendi hikâyesini uydurmadan önce hastanedeki yöneticime de gerçeği anlattım. Bu iki hafta önceydi. Dün bir mesaj attı: "Konuşabilir miyiz?" Cevap vermedim. Bunun yerine, mutfak masasında Ada ile oturdum ve ona üniversite hesabı dökümünü gösterdim; her kuruşu, her planı, her sıkıcı yetişkin detayını. "Bu senin," diye ekledim. "Sen benim sorumluluğumsun bebeğim. Sen benim kızımsın." Ada masanın üzerinden uzanıp elimi tuttu, sıkıca sıktı. Ve haftalar sonra ilk kez, evimize huzur gibi bir şeyin çöktüğünü hissettim. On üç yıl önce, küçük bir kız benim "iyi olan" olduğuma karar vermişti. Ve hatırladım ki, hâlâ tam olarak o kişi olma şansım var... onun babası, onun güvenli limanı ve onun yuvası. Bazı insanlar ailenin kan bağıyla ilgili olmadığını asla anlamayacaklar. Aile; orada olmak, yanında kalmak ve her gün birbirini seçmektir. Ada o gece acil serviste koluma tutunduğunda beni seçti. Ben de onu her sabah, her zorlukta ve her an yeniden seçiyorum. Sevgi böyle bir şeydir. Kusursuz değil, kolay değil... ama gerçek ve sarsılmaz. Sizce bu karakterlerin hayatında bir sonraki adım ne olur? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmak ister misiniz?