O günü hatırlamak bile hâlâ içimi parçalar. Üzerinde pembe bir elbise, saçlarında annesinin ördüğü iki küçük örgü vardı. Pazar yerine gitmeyi çok severdi. Tezgâhlardaki renkli meyvelere bakar, satıcıların seslerini taklit eder, elimden tuttuğu halde bir an bile yerinde durmazdı.O gün de yanımdaydı.
En azından ben öyle sanıyordum.
“Anne, şu çileklere bak!”Sesini duyduğumda önümdeki tezgâha dönmüştüm. Birkaç saniye sonra arkamı çevirdiğimde elim boştu.Önce şaka yaptığını düşündüm.
“Defne?”
Cevap gelmedi.Kalabalığın içinde sağa sola baktım.
“Defne!”
Sesim yükseldikçe insanların yüzleri bana dönüyordu ama kızım yoktu.O an içime tarifsiz bir korku çöktü.
Pazarın her köşesini aradık. Esnaf tezgâhlarını bıraktı, insanlar yardım etti. Polis geldi. Fotoğrafını dağıttık. Günlerce, haftalarca, aylarca aradık.Ama Defne yoktu.
Ben ise yıllarca aynı soruyla yaşadım:
Kızım neredeydi?